Akne Nedir?


Akne Vulgaris

Sivilce ya da tıbbi adıyla “akne” ergenlik döneminde görülmeye başlayan ve ortalama 10 ila 25 yaşlarında insanların %80- 85 görülebilen bir hastalıktır. Uzun süreli ve kontrol altında tutularak tedavi edilmesi gereken inatçı bir hastalıktır. Hastalığın bünyesinde cilt yağlılığı, komedon ve her seviyeden akne lezyonları bulunmaktadır. Akne değişik düzeylerde sıklıkla gençlerde görülmekle birlikte, 25 yaşından büyük hastalarda görülme sıklığı %30 varan yüksek oranlardadır.

Akne genellikle yüzde gelişmekle birlikte omuz, sırt ve göğüs bölgesinde de görülür. Akne pilosebaseös ünitenin kronik inflamatuar hastalığıdır ve sadece insanlarda görülmektedir. Akne oluşumunda multifaktörler rol oynamaktadır.

Gençlerde; hastalığın görülme sıklığı, akne lezyonlarının şiddeti ve gençlerin hassas psikolojik yapıları nedeniyle; Akne bu yaş gurubunda anksiyete ve depresyona kadar gidebilen psikolojik sorunlara ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyen durumlara yol açmaktadır.

Hastalığın zor geçeceğine ve yaygınlığına olan inançlar hastaları tedavi yaklaşımlarına karşı olumsuz etkilemektedir. Bu hastalık nedeniyle toplam hastaların sadece %10 tıbbi bir tedavi yöntemine başvurmaktadır. Oysaki akne kontrol altında tutulabilir ve hastalar üzerinde psikolojik ve fiziksel bir iz bırakmaksızın iyileştirilebilir bir hastalıktır.

  1. Androjenlerin Etkisi

    Akne oluşumunun ilk basamağı androjenlere bağlı olduğu en yaygın kabul edilen düşüncedir. Bu androjenler kadınlarda over, erkeklerde testis ya da adrenal korteks kaynaklı oluşur. Sebum oluşumunu stimüle eden (arttıran) ana faktör bir androjen olan dehidrotestosterondur (DHT). Sebase bezlerde bulunan 5-α redüktaz enzimi testosterondan DHT oluşturmaktadır ve DHT sebase bezlerde bulunan androjen reseptörleri üzerinden etki ederek, hem sebase hücrelerin artışı hem de sebum salgısını artırarak akne oluşumunu başlatmaktadır.

     

  2. Foliküler Keratinizasyon

    Foliküler keratinizasyonunun artması, desquamasyon sonucu folikülde tıkaç oluşması aknenin oluşumuna destek veren ikinci faktördür. Normalde üretilen sebum keratinize epitel ile döşeli kanaldan akarak cilt yüzeyine çıkar. Akneli olgularda folikülü döşeyen keratinositlerde proliferasyon ve birikme oluşur. Keratinosit desquamasyonu ve aşırı sebum üretimi folikül içinde mikrokomedon (çıkıntı) oluşumuna yol açar. Sebase lipidlerin içindeki linoleik asitin azalması ve artan lipidlerin iritan etkileri hiperkeratinizasyonu arttırdığı bilinmektedir.

  3. Propionibacterium Acnes (PBA) Kolonizasyonu

    Sebumla dolu ortam, lipidlerle beslenen Propionibacterium Acnes (PBA) proliferasyonunu stimüle eder. Mikroorganizmadan açığa çıkan lipazlar pro-inflamatuar mediatörlerin salınımını başlatarak inflamasyon oluşturabilir. PBA’ dan lipazlar lipidlerdeki trigliseridlerin bozunumunu sağlayarak serbest yağ asitlerinin oluşumuna sebep olurlar. Serbest yağ asitleri ise ortamda keratinositler üzerinde hiperkeratoza ve hücre zarında ki lipid zincirinde bozunumlara sebep olur. Aynı zamanda bakterinin yaşamsal faaliyeti serbest radikal artışına ve cilt pH değerlerinin bozulmasına neden olur.

  4. İnflamasyon

    İnflamasyona neden olan faktörlerin hepsi tam olarak bilinmemektedir. Sadece PBA’ nın kolonizasyonu tek başına inflamasyonun sebebi değildir. Bunu bahsedilen faktörlerin tümünün var olduğu fakat inflamasyonun olmadığı durumlarda fark etmek mümkündür. Değişik immünolojik mekanizmalar yolu (ekstrasellüler enzimleri, IL–1α, ısı şok proteinleri, nötrofil aktivasyonuna neden olmaktadır) ile inflamasyon oluşmaktadır.

  5. Diğer Faktörler

    1. Genetik Faktörler

      Bu nedenlerin yanında akne oluşumunda herediter faktörlerde rol oynayabilir. Ailesinde akne bulunan bireylerin bulunmayanlara göre 4 kat daha fazla akne akneye maruz kalmaktadırlar.

    2. Menstural Siklus

      Mensturasyondan 2- 7 gün önce kadınların % 70’inde aknede bir artış olduğu bilinmektedir.

    3. Terleme

      Aknelilerin % 15’inde terleme ile aknelerinde artış olduğu gözlemlenmiştir.

    4. Stres

      Bazı klinik çalışmaların stresin arttırıcı rolünü kanıtlamıştır.

    5. Güneş (UV Işınları)

      Bağışıklık sistemine yaptığı baskı nedeniyle inflamasyon oluşumunu azaltırken sebum üretimini ve komedon oluşumunu arttırabilir.

    6. Beslenme

      Yapılan araştırmalarda akne ve beslenme arasında paralel bir ilişki saptanamamıştır.